
Baş rollerini Kadir İnanır ve Gülşen Bubikoğlu’nun oynadığı 1973 yapımı
bir film “Yaban”.
Ailenin biricik küstah ve küstah olduğu kadar da güzel kızı (Gülşen
Bubikoğlu) “çılgınca eğlenmeye” meyilli bir gurup gençle birlikte,adı
pek de önemli olmayan bir kıyı kasabasına tatile giderler.
Daha otele bile yerleşmeden ”babalarının sünnet düğünü”nden beri
kum görmemişler gibi kendilerini kumsala atıp eğlenmeye başlarlar.
“Karı kılıklı” ya da “hanım evladı” diye tabir edilen oğlanların yaktıkları
ateş etrafında kızılderililer gibi dönerek dans edip çılgınca eğlenirler.
Unutmadan söyleyeyim;oğlanların “yumuşak”lardan seçilmesinin ne-
deni ileriki bölümlerde göreceğimiz üzere esas oğlanın bunları döver-
ken pek zorlanıp terlememesi içindir.
…
Gitarın sapını ,kebap şişine kıyma yapıştırmaya çalışan kebapcı ustası
gibi mıncıklayıp avuçlayarak çalabileceğini zanneden bir hıyarın yaptığı
müzik eşliğinde “romantik anlar” yaşarlar.
Ancak gitaristin “akdeniiğiğiiz akşamlaaarıı” parçasını bilmemesi yüzün-
den yeterince romantizmin doruklarına çıkamazlar..Ama sorun etmezler.
Bu arada Kadir İnanır da, sanki yer kıtlığı varmış gibi aynı yerde “Robinson
Curusoe” hayatı yaşamakta,geçimini ise o meşhur bakışlarıyla korkutup ö-
dünü patlarak yakaladığı balıklarla sağlamaktadır.
Tabi ateş dansı yaparak,balıkları korkutarak 90 dakikalık film doldurulama-
yacağından osuruktan bir mevzu bulup “action” yaratmak gerekmektedir.
Bununda çaresi bulunur.
Çare,Gülşen Bubikoğlu’nun Kadir İnanır’ı kendisine aşık edebileceği
üzerine bahse girmesiyle bulunur ve film yarım kalmaktan kurtulur.
…
Uzatmayalım;G.B K.İ’yi kendine aşık etmeyi başarır.Artık K.İ korkunç
bakışlarını devre dışı bırakıp,etrafa vitrinde “profilo mamülü” görmüş
gibi gülen gözlerle bakmaya başlamıştır.
Ancak K.İ’nin farklı kişiliği burada da ortaya çıkmış,herkes sevgilisine
tek taş pırlanta hediye ederken, o tarafından itinayla korkutulup ödü
patlatılmış bir kasa balık hediye eder.
Tabi G.B da bu olaya hem ağzıyla hem de kıçıyla güler.Gülerken hem
ağzı hem de kıçı aynı anda açıldığından cereyan yapar ve iç organlarını
üşütür.Allahtan bu ciddi bir sorun yaratmaz.
Kendisiyle alay edildiğini anlayan K.İ ise balık kasasıyla gurubun “şeker”
oğlanlarına girişir;sinirini onlardan çıkarır;hırsını alamaz G.İ’yi adaya ka-
çırır.
Amacı G.B’ye yaptığının yanlış olduğunu münasip bir dille anlatıp onu
rehabilite edip topluma kazandırmaktır.Ama olaylar düşündüğü gibi ce-
reyan etmez.
Gel zaman git zaman günün birinde G.B bir yılan tarafından ısırılır.Bura-
sı masal anlatır gibi oldu ama,zaten bu da bir aşk masalı.
Ya da palavrası.
Neyse,K.İ olaya müdahale eder,hemen kızın pantalonunu yırtar.
Ama ne yırtma..Hareketlerinde “yetti ulan!Karısızlık şurama kadar gel-
di”diyen adam hali vardır.
Sanki amacı yılanın zehirini çıkarmak değil de kızın iffeti ile oynamaktır.
Belki de içinde bastırılmış “tecavüzcü Çoşkun” duyguları mevcuttur.(Şim-
di günahına girmeyeyim ama;bana öyle geldi..)
Sağolsun yılın da öyle bir yerden ısırmıştır ki,tam Kadirlik yerden!
Yani bacağın en erotik bölümünden..(Bence senarist burada Kadire kı-
yak yapmış.Sanki “abi şöyle helalinden aynalı bir bölüm ayarla;yap bi
güzellik” durumu var gibi..)
Vakit geçirmeden K.İ tıbbi müdahaleye başlar.Hemen kene gibi G.B’nin
bacağına dalar..Hareketlerinden G.B’nin bacağını yemeye mi çalışıyor
yoksa tahrik etmeye mi çalışıyor pek anlaşılmasada G.B’yi kurtarmayı
başarır.
Artık G.B’i ateş bastığını,boncuk boncuk terlediğini falan anlatmaya ge-
rek yok.Bunlar bilinen şeyler.
Sonuçta bu iki “genç” birbirlerine fena halde aşık olurlar.
Devamını anlatmaya gerek yok.Fimin en can alıcı yerleri buralarıydı..
Peki ;durup dururken bunları niye nlattık..
…
Geçen Pazartesi günü “mecburi hizmet” yapar gibi “Beyaz Gelincik”i
izlemek zorunda kaldım.Orada gördüğüm bir bölüm bana yukarda anlat-
tığım filmi anımsattı.Burada da Ömer Beyaz Gelinciği ıssız bir dağ evine
kaçırdı.Söylediğine göre amacı kızla aralarındaki sorunları çözmek.Bil-
mem doğru bilmem yanlış..Ben onun yalancıyım.
Ukalalık yapmayı sevdiğimden yeni bölüm başlamadan,”bunlardan birinin
başına bir iş gelecek,tekrar birbirlerine aşık olacaklar” demek için yazdım
bunları.
Hem belki bu vesileyle uyarıp lüzümsuz kan dökülmesini engellerim.
İnsanlık öldü mü?



